8 Haziran 2013 Cumartesi

Tayyip Erdoğan’ın Çevreciliği ve O Son Ağaç

Tayyip Erdoğan önceki gün Avrupa Birliği bakanlığının düzenlediği toplantıda çevrecilere seslenerek “gelin başbakanınızla ortaklık yapın” dedi. Gerek Tayyip Erdoğan’ın gerekse Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun çeşitli vesilelerle kendilerini gerçek birer çevreci olarak takdim ettiklerini biliyoruz. Zira Veysel Eroğlu çevre mühendisi bir akademisyen, Erdoğan ise Doğu Karadeniz’de devam eden HES direnişlerine cevaben yaptığı bir konuşmadaki tarihe geçen sözüyle “çevrecinin daniskası”. Bu insanlar çevreciliklerini temellendirirken başvurdukları argüman diktikleri ağaç sayısı. Öyle ki, başbakanın Taksim direnişine cevaben yaptığı konuşmalarda hükümetin diktiği iddia edilen ağaçların sayısı milyarları geçti.




6 Haziran 2013 Perşembe

Taksim Dayanışması'nın Talepleri ve Ötesi

Son on gündür yakın tarihimizin en büyük halk hereketini ve ilk yaygın sivil itaatsizlik eylemini yaşıyoruz. Yaşanan hareketlenmenin kitlesel boyutu ve barındırdığı çeşitlilik, muhalif siyasal yapıların ve öznelerin ufkununun çok ötesine taştı. 28 Mayıs günü bir avuç insan tarafından başlatılan Gezi Parkı direnişi ülke çapında, milyonları etkileyen yaygın bir politik uyanışa yol açtı.

25 Mayıs 2013 Cumartesi

Mersin GDO’lu Pirinç Vakasında Ne Oldu?

Mersin’de el konulan 25.000 ton pirinç... savcılığın ithalatçı firma sahibi ve yöneticileri aleyhine, 5 ila 12 yıl hapis cezası talebiyle hazırladığı iddianame... yeterli delil oluşturabilmek için o laboratuvardan bu laboratuvara gönderilen pirinç numuneleri... İstanbul Teknik Üniversitesi’nde görevden alınan akademisyen... yanlışlanan analiz raporu... en nihayetinde İTÜ’ye vakadan tümüyle el çektiren bir süreç. Peki, gerçekte ne oldu? Yaşananların üretici-tüketicinin gıda egemenliği ve halk sağlığı açısından önemi ne? Bilimsel özgürlük, akademik özerklik, bağımsız araştırma neden önemli?


14 Nisan 2012 Cumartesi

Katılımcı Ekonomik Model olarak BÜKOOP

“Kooperatif” sözcük anlamıyla, hizmetlerinden yararlanan insanlar tarafından mülk edinilmiş, ve onların yararına çalıştırılan iktisadi girişimleri tanımlıyor. Fiil kökü ise ortak bir amaç doğrultusunda, gönüllülük temelinde, işbirliği içerisinde hareket etmek anlamına geliyor. Türkiye’de 1163 sayılı Kooperatifler Yasası’na göre bir işletme kurduğumuzda, “kooperatifin” mantığına ve ruhuna uygun bir yapı tesis etmiş olmuyoruz. Esas olarak, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’nın denetimine açık, çok ortaklı bir işletme kurmuş oluyoruz. Bu yapının kooperatifin mantığına ve ruhuna uygun bir şekilde işletilmesi ise o yapıyı kuran ve yöneten insanlar arasında paylaşılan hakim anlayışa bağlı. İşleyiş ilekelerinin sürekli tartışılıp pratik içinde test edilmediği koşullarda BÜKOOP tarzı yapıların sadece ortaklarının, daha kötüsü ortaklar içerisinde idareci bir grubun çıkarını gözeten sıradan işletmelere dönüşmesi hiç zor değil. Ülkemizde kooperatiflerin tarihi olumsuz örnekler açısından oldukça zengindir ve bu tür sorunlara karşı ancak yapısal önlemlerle mücadele edilebilir.